Salı, Ocak 10, 2006

EN YENİ TREND BUYMUŞ????

Zayıflamada en yeni trend bitki tozu
Yeni yıla girerken herkes özel kararlar alır. Kararlar arasında elbette forma girmekle ilgili bazı düşünceler de vardır. Zaten ene doğru genişlemeye başlamışsanız bu kararı zorunlu olarak almak zorundasınız! Ki artık şişmanlık sadece estetik sorunu da değil. Aşırı kilo kanser, kalp, diyabet ve tansiyon gibi önemli hastalıkların da nedeni olabiliyor. Neden-sonuç açısından değerlendirildiğinde şişmanlığın ilk nedeni fazla kalori almak. Ayrıca hormonsal düzensizlikler ve troid bezi sorunları da kilolara neden olarak gösteriliyor. Peki zayıflama tekniklerinin hiç suçu yok mu? Uzmanlar sıkı diyete girip günlerce aç kalıp, sonra da zayıflayanların büyük yanlış yaptığını söylüyor. Bir süre sonra iki misli kiloyla karşılaşınca neye uğradıklarına şaşıran kadınlar başka çareler aramaya başlıyorlar. Bu çarelerden birinden de 'Zayıflama Tozu' üreten Volkan Kurt söz ediyor. Ataşehir'de sağlıklı beslenme faaliyet gösteren Herbalium Doğal Ürünler Merkezi'nin müdürü olan Kurt, bitkisel ve doğal olan her şeyin ilgi alanlarına girdiğini belirtiyor. Açtıkları www.herbalium.net adlı site de bu çerçevedeki bilgileri barındırıyor, meraklısına aktarıyor. Son olarak ürettikleri ürün ise kilo sorunu olanların ilgi odağında. Bu yeni ürünün en önemli özelliği, içeriğinde 'yağ yakıcı' şifalı bitkilerin ve özel karışımların bulunması. Bunun çay değil, 'toz' olduğuna dikkat çeken Volkan Kurt, sağlıklı zayıflamak isteyenlere öneriyor. Daha fazla bilgi için: www.herbalium.net
--------------------------------------------------------------------------------
Zayıflama tozu nasıl etki ediyor?
Bitkisel tozun günde üç kere, yemeklerden önce bir kase yoğurtla karıştırılıp yenmesi öneriliyor. Üzerine su içildiğinde, karışım hem tok tutuyor hem bağırsakları çalıştırıyor. Öte yandan yemekte alınan yağların vücuttan daha kolay atılmasını sağlıyor. Karışımın içinde sinemaki gibi boşaltım sistemini aşırı çalıştıran bitkiler yok. Tam tersi yan faydası var. Yüksek kolesterolü düşürüyor, tansiyona faydalı oluyor.
--------------------------------------------------------------------------------
İştahı köreltmenin silahı bol malzemeli salata!
Zayıflama tozu, 'Z-34' adını taşıyan bitki özü damlası ile birlikte kullanılırsa, daha olumlu sonuçlar çıkıyor ortaya. Sabah ve akşam yarım çay bardağı su içerisine 10 damla damlatılarak içilmesi gereken damla vücuttaki yağların atılmasını hızlandırıyor. Volkan Kurt, iştahlı kişilere de şu formülü veriyor: 'Yemekten önce bol malzemeli bir salata hazırlayın. İçine bir yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 limon sıkın. Yemeğe başlamadan önce bu salatayı yavaşça ve iyice çiğneyerek bitirin. Bu salata beyne tokum mesajı verir.'


AKŞAM GAZETESİ'NDEN

Pazartesi, Ocak 09, 2006

KİLO VE OBEZİTENİN SUÇLUSU KİM DERSİNİZ???

Kilo ve obezitenin sebebi hormonlar
Nasıl olup da bazı insanlar ömür boyunca diyet yapmadıkları halde hep ince kalırlar da diğerleri her fırsatta daha fazla kilo almaya eğilimlidir. Kalıtım ya da alışkanlık deriz, takıntılar veya bunalımlarla açıklamaya çalışırız. Tabii ki bunda hepsinin ve hatta daha fazlasının payı vardır. Ama kilo ve obezite sorununun en önemli ve en karmaşık yönü hormonlardır. Öte yandan en belirleyici yönü de hormonlardır. Evet her şeye rağmen diyetle bir miktar kilo verilebilir ama temelinde hormonal bir sorun varsa, büyük bir ihtimalle bu kilolar geriye gelir.
* Şişmanlığın kısır döngüsü: Bazı insanlar ellerinden geldiği kadar diyet ve egzersiz yapmalarına rağmen, doğru dürüst kilo vermeyi başaramazlar. Sonunda ümitsizliğe kapılıp, ipin ucunu bırakırlar. Kısa sürede eskisinden daha fazla kilo almaları işten bile değildir! Zaten kaderlerine küsüp daha fazla yemek bile yerler. Aynı zamanda vücutlarındaki tüm hücreler kıtlık çığlıkları atıp onları daha fazla yemeye zorlar! Bu acımasız döngü, bir kartopu gibi yuvarlandıkça büyümeye devam eder.
* İçimizden gelen dayanılmaz dürtüler: İşin doğrusu; açlığımız, tokluğumuz, iştahsızlığımız veya tatlılara, böreklere, hamur işlerine, alkole karşı duyduğumuz çekim veya sağlıklı gıdalara yönelim, hep vücudumuzdaki hormonların taşıdığı mesajlarla oluşur. Bizi aç olduğumuz veya yeterince doyduğumuz konusunda uyaran mesajlar belirli hormonlarımızdan gelir. Ayrıca aldığımız gıdaların nereye gideceğine, yağa mı yoksa şekere mi dönüşeceğine, kaslara mı, karaciğere mi gideceğini de hormonlar belirler. Egzersiz yaparken bile, vücudumuzun neresindeki enerji depolarını ve yağları kullanacağına, hangilerini muhafaza edeceğine veya asla eritmeyeceğine yine hormonlarımız karar verir. Örneğin; erkeklerde göbek, bayanlarda basen birikir. Menapoz ve andropozdan sonra kadınlık ve erkeklik hormonları birbirine yaklaşır. Bir de bakarsınız, bayanlarda karın ve bel çevresinde yağlanma, erkeklerde de basen ve selülit oluşmaya başlar.
* Depresyona dikkat! Kullandığımız bazı ilaçlar veya yeme alışkanlıklarımız vücut kimyasını zorlarsa, herhangi bir duygusal çalkantı içindeysek veya hamileysek, vücudumuzdaki hormon bezlerinden bazıları pasif bir duruma geçebilir. O zaman tüm vücut fonksiyonları karışır, alışmadığımız davranışlar üretiriz. Örneğin; yaşam ritmimiz değişir veya farklı şekilde yemek yemeye başlarız.
* Dönüm noktaları: Sorun kısa sürerse, vücudumuz kendi kendini onarır, fazla oyalanmadan normale döner. Bazen de vücut yeni durumuna alışır. Örneğin; siz daha fazla yemeye devam edersiniz, daha düşük metabolizma ile yaşamaya alışırsınız. İşte kilo almaya başladığınız o dönemeç başlamıştır! Bundan sonrası kolay gelsin. Öğrencilik günlerinde günde 2 ekmek, sayısız sandviç yerken, bir gram kilo almamış olabilirsiniz. Ama en geç 30-40 yaşından sonra buna devam edemeyeceğinizi anlarsınız. Çünkü tüm hormon seviyeleri düşmeye başlamıştır ve bu durum ilk sinyallerini bel çevresinde, karın ve kalçalarda yağların birikmeye başlamasıyla verir! Bu tip yağlanma hormonların daha da fazla düşmesine neden olur ve kısır döngü sizi içine çeker.
* Tüm sorumlusu hormonal zincir! Kilo almak ve alamamak hormonlarla ilgilidir. Vücut ağırlığımız son derece karmaşık bir hormonal zincire bağlıdır. Vücudumuzdaki 100'ü aşkın hormon, mükemmel bir orkestranın ahengiyle metabolizmayı kontrol eder. Bütün bu hormonlar her gün kan dolaşımına binlerce, milyonlarca ünite olarak karışırlar. Bir kurye gibi, beyinden ve iç salgı bezlerinden vücudun her yanına mesaj iletirler. Kalp atışlarımızı, nefes alışımızı hormonlar yönetir. Kadınları kadın, erkekleri erkek yapan hormonlardır. Gece bizi uykuya daldıran, sabah uyandıran hormonlarımızdır.
* Gücünüz yok mu? Günde yarım saat bile yürüyecek gücünüz kalmadıysa ya da bu motivasyonu bulamıyorsanız, acilen ayrıntılı bir check-up yaptırın. Beyin metabolizması, duygusal sorunlar, uyku kaliteniz, tiroid bezi, böbrek üstü bezleri ve insülin bakımından sağlığınızı sorgulayın. Hele menapoz veya andropoz dönemindeyseniz, tüm hormonlarınızı ölçtürün, tansiyon, kolesterol ve diğer kan seviyelerini öğrenin. Sonra da ihmal etmeden tedaviye başlayın. Hormon tedavisinden çekinmeyin. Gücünüz biraz ivme kazandığında egzersiz, diyet ve doğal desteklerle kendinizi kalıcı olarak toparlayabilirsiniz.

Egzersizle canlanın
Mükemmel hormon zinciri bozulunca işler değişir. Ardından hormon bozuklukları, kilo alımını tetikler, kilo alımı hormon üretimini engeller! Bu döngü kırılmadan kilo kontrol edilemez. Diyet ve egzersiz yaptığımız zaman kilo vermemizin nedeni sadece daha az kalori alıp, daha fazla kalori yakmamız değildir. Esas neden, daha sağlıklı bir yaşam tarzı ile hafif hormonal sorunların giderilmesi böylece metabolizmanın canlanmasıdır. Hormon dengesini doğal yoldan düzeltmenin tek yolu egzersizdir. Düzenli egzersizler hormon dengesini düzeltir, metabolizmayı hızlandırır, yağları yakar ve kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Böylece kilo vermek, karın bölgesindeki yağları eritmek, vücudu şekle sokmak, sıkılığını korumak mümkün olur ve tüm hormonal faaliyet canlanır.

Pazar, Ocak 08, 2006

SIK SIK ÇİKOLATA KRİZİ Mİ GEÇİRİYORSUNUZ??

Benim gibi sık sık tatlı krizine giren arkadaşlarımızı bilgilendirmek için güzel bir makaleyi buraya koyuyorum.

Çikolata krizi de gizli diyabetin alarmı sayılabilir
Gizli şekeri olanlar sabah uyandıklarında fazla acıkmaz, genellikle kahvaltı yapmaz, öğle yemeğini hafif geçiştirir. Ama ilk yemeği yedikten sonra uyuyuncaya kadar sürekli yemek yerler. Akşama doğru tatlı krizi ve çikolata isteği başlar. Bir grup hasta gece bile uykudan uyanıp yemek yiyebiliyor. Halk arasında 'Şeker hastalığı olup olmadığını anlamak için açlık şekerini ölçtür' gibi yaygın bir kanı vardır. Oysaki gizli şekere hiçbir zaman 'açlık kan şekeriyle' teşhis konulmaz. Hastanın öğününden iki saat sonra yapılan kan şekeri ölçümü hekime doğru sonucu verecektir


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, gizli diyabetle ilgili merak edilen soruları yanıtladı.
Gizli diyabet çok yaygın mı? Genel olarak erişkin her 3 kişiden 1'inde 'gizli diyabet' denilebilecek 'tokluk kan şekeri yüksekliği' var. Bunun erken yakalanıp tedavi edilmesi, kalp krizi ve felç gibi kalp-damar hastalıklarını ve bunlardan olan ölüm oranını azaltıyor. Türkiye'deki 5 milyon diyabet hastasından 3 milyonu, hastalığın vücuduna verdiği hasardan habersiz yaşıyor. Yapılan araştırmada, ülkemizde açlık kan şekeri ölçümleri normal olan 100 hastadan 31'inin, tokluk kan şekeri ölçümlerinde şeker hastası oldukları belirleniyor. Açlık kan şekeri normal olan kişilerde tokluk, yani öğünlerden iki saat sonra ölçülen kan şekeri yüksek olabiliyor ve bu kişilerde 'gizli şeker' bulunabiliyor. Bu nedenle şeker hastalığının erken teşhisinde, tokluk kan şekeri ölçümü önemli bir yere sahiptir. Tokluk kan şekerinin ölçümü ve tedavisiyle kalp hastalıkları riski de kontrol altına alınabiliyor. Diğer taraftan, Türkiye Diyabet Epidemioloji çalışması sonuçlarına göre, Türkiye'de 2 milyon 600 bin şeker ve 2 milyon 400 bin gizli şeker hastası bulunuyor.
Gizli şeker nasıl ortaya çıkar? İlk ortaya çıkan bulgu; 'reaktif hipoglisemi' adını verdiğimiz şeker düşme ataklarıdır. En önemli özelliği; açken değil, yemek yedikten sonra hipoglisemi atakları olmasıdır. Buna 'tokluk hipoglisemileri' adını veriyoruz. Bu kişiler sabah uyandıklarında fazla acıkmazlar, genellikle kahvaltı yapmazlar, öğle yemeğini hafif geçiştirirler. Ama ilk yemeği yedikten sonra uyuyuncaya kadar sürekli hipoglisemi atakları olur ve sürekli yemek yerler. Kan şekerinin düşüklüğü, sinirlilik, soğuk terleme, fenalık hissi, bazı kişilerde baş ağrısı ve konsantrasyon bozukluğu gibi bulgular görülür. Akşama doğru tatlı krizi ve çikolata isteği baş gösterir. Bir grup hastada da gece uykudan uyanıp yemek yeme vardır.
TOKKEN KAN ŞEKERİNİZİ ÖLÇTÜRÜN

Kimler dikkat etmelidir?
Özellikle 50 yaşın altında ortaya çıkan hipertansiyon, koroner hastalığı ve enfarktüste mutlaka gizli şeker aranmalıdır. Toplumda genetik olanlar dışında şişmanlıkların yaklaşık yüzde 80'inde reaktif hipoglisemi var. Şişmanlığın tedavisi ancak bu metabolik bozukluğu bulduktan sonra yapılıyor. Genellikle hipoglisemide temel sorun açlıktır. Herhangi bir diyet uzmanına veya zayıflama merkezlerine gidildiğinde hastalara 'hipokalorik' yani bir anlamda 'açlık diyeti' veriliyor. Hasta dişini sıkıp açlık diyeti uyguluyor ama bıraktıktan sonra verdiği kilodan fazlasını alıyor. Açlığı açlıkla tedavi edemezsiniz.
Gizli şeker tam olarak nasıl tespit ediliyor? Şeker hastalığı bulgularını verinceye kadarki 10-20 yıllık süreçte, hep açlık kan şekeri normal düzeydedir. Toplumda 'Şeker hastalığı olup olmadığını anlamak için açlık şekerini ölçtür' gibi yanlış bir kanı vardır. Oysa gizli şekerde hiçbir zaman açlık kan şekeriyle teşhis konulmaz. Hastanın glikoz yükleme testi yaptırması gerekir. Bu teste 75 gram glikoz içeren şekerli su verilir. Şekerli suyu içtikten sonra 5 saat kan şekeri izlenir. Ancak hastalar bu teste 4 saat ayıramayabilir. Bunun için 'karışık diyet' adını verdiğimiz 75 gramlık karbonhidrat diyeti vardır. 5 dilim ekmek, 2 kaşık reçel ve 2 kesme şekerle yapılan kahvaltıdan iki saat sonraki kan şekeri ölçülür.


ŞEKERİ ÖNLEMEK ELİNİZDE...
Hipoglisemi hayatı nasıl etkiler? Yaşam kalitesini bozar. İnsan ilişkilerini olumsuz etkiler. İş performansını bozar. Tedavi, uygun bir diyet programı, günde 6-8 öğün, sık sık ve azar azar yiyecek programıyla çözümlenir. Üç öğün düzenli yemek, yemek aralarında kepekli bisküvi, sandviç, uykudan önce de bir bardak süt ve birkaç bisküvi yenebilir.
Gizli diyabet bir süre sonra normal diyabete dönüşür mü? Gizli diyabet 5-11 yıl arasında açık diyabete dönüşebilir. Anlamlı derecede kilo vermek, fazla kalori almamak ve
verecektir' beden faaliyetlerini artırmakla bu süre geciktirilebilir. Bazen önlemek bile mümkün oluyor.

BÜYÜK DAMARLARA ZARAR VERİR
Gizli diyabet vücuda daha mı az hasar verir? Gizli diyabet, küçük damarlar üzerinde daha az etkilidir. Bu bakımdan, gizli diyabetten olmuş üremi (böbrek yetmezliği) ya da gizli diyabetten olmuş diyabetik körlük pek görülmez. Fakat gizli şekerin büyük damarlara verdiği zararlar, açık şekere yakın derecededir. Yani gizli şeker de; damar sertliği, enfarktüs ve beyin damarları tıkanması gibi hasarlara sebep olur.
Gizli diyabet nasıl tedavi edilir? Hareketli olmak, beslenirken ağırlıkla sebzeleri tercih etmek, çabuk ve kısa süren etkili insülin salgılayıcı ilaçlar kullanmak ve insülin direncini azaltan ilaçlar kullanmak gibi tedavi yöntemleri vardır.Düzenli Egzersiz Yaparak Diyabete 'dur' Diyebilirsiniz
* Gizli şekerim varsa bunu mutlaka bilmem gerekir mi? Eğer gizli diyabetiniz olduğunu bilirseniz, Tip 2 diyabetli olmanızı önleyecek önlemleri zamanında alma şansınız olur. Çalışmalar ağırlık kaybını sağlayan ve fiziksel aktiviteyi artıran diğer bir ifade ile gerekli yaşam tarzı değişikliklerini yapan prediyabetli bireylerin, yüzde 58 oranında Tip 2 diyabetli olmayı önleyebildiğini veya geciktirebildiğini göstermiştir.
* Gizli diyabetin tedavisi nedir? Bireysel bir beslenme tedavisi ve haftanın 5 günü günde 30 dakika düzenli yürüyüş şeklinde yapılan egzersiz programı sonucunda, vücut ağırlığının ılımlı olarak azalması yüzde 5 ile 10 arasında gizli diyabete geçiş önlenebiliyor veya geciktiriliyor. Eğer gizli diyabetiniz varsa olmayanlara oranla kalp hastalığı riskiniz yüzde 50 artmıştır. Bu nedenle kalp hastalıklarıyla ilişkili sigara içmek, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini bilmeniz gerekmektedir. Eğer risk faktörlerinden birine veya birkaçına sahipseniz bu faktörlerin tedavi edilmesi de son derece önemlidir.
* Kimler gizli diyabeti olduğundan şüphelenip test yaptırsın? Şişman ve 45 yaşın üstündeyseniz gizli diyabet olup olmadığınızı öğrenmek için test yaptırmanız gereklidir. Eğer vücut ağırlığınız normal ise ve 45 yaş civarında iseniz testi yaptırmanın sizin için uygunluğunu doktorunuza danışınız.45 yaşından genç erişkinlerde ve şişman bireylerde diyabet ve gizli diyabet yönünden risk faktörlerinin varlığı araştırılır. Bu risk faktörleri; yüksek tansiyon, düşük HDL-kolesterol düzeyi, yüksek trigliserid düzeyi, ailede diyabet varlığı, gestasyonel diyabet ve 4,5 kg üzerinde bebek doğumu öyküsü olmasıdır.
* Ne sıklıkla test yapılması gerekir? Gizli diyabet saptanmamış olmasına rağmen risk faktörlerine sahipseniz her 3 yılda bir test yaptırmalısınız. Eğer pre-diyabet varsa Tip 2 diyabetin tespiti için her 1-2 yılda bir test yaptırmanız gerekir.


SON 3 GÜNÜN ÖZETİ!!!

Herkese yeniden merhaba...
2-3 gündür hiçbirşey yazamadım çünkü kızımın okulu tatile girmişti ve onunla ilgilenmek zorundaydım. Üstelik o evde olunca bilgisayar sırası pek bana gelmiyor. Bugünde (bugün dahil) neler yaptığımı şöyle bir özetleyeyim önce. Cuma günü malum karne günüydü. Kızımın ilk karnesi olacağı için ben ondan daha fazla heyecanlıydım. Karneler saat 14:00’te verilecekti. Karne saati gelinceye kadar kızımın okulunun yanındaki bir arkadaşımda vakit geçirmeye karar verdim. Sabah her zamanki kepekli tost ve nescafe menümü uygulamış ve eğer öğlen acıkırsam diye yanıma meyvalı ve düşük kalorili bir yoğurt almıştım. Eğer çok acıkırsam diye bir de vanilyalı light kek. Arkadaşım çay içiyordu (ben biraz çat kapı gitmiştim çünkü) ve ısrarla bana da çay koydu. Çayı sade olarak içerim ben yanımda istersem kek de var dememe aldırmadan bi de kaşarlı, sucuklu yarım ekmek arası tost yapıp getirmez mi? Yiyemem rejimdeyim dediysem de dinletemedim ve bana zorla o tostu yedirdi. Öğle yemeğine sayarsın dedi. Sonra onun bir arkadaşı ve ablam da oraya geldi.(ortak bir arkadaşımız çünkü). Onlara Türk kahvesi yaparken bana da yaptı ve yanında da bol fındıklı çikolata kareleri. Ben yutkunarak onlara baktım. Hepsi birer ikişer götürüyor. Hadi 1 karecik de ben yiyeyim dedim.Neyse daha fazla vukuat olmadan karne saati geldi ve okula gittik. Öğretmenle dönem başında biraz ters düşmüştük bu yüzden kızımın karnesini pek bi merak ediyordum.Beni görünce kıpkırmızı oldu ve :”Bazı öğrencilerime verdiğim notlardan dolayı vicdan azabı duyuyorum , ama notlar 15 gün önce verildi ve ben geri alıp düzeltemedim” dedi. Anladım ki 1. sınıf çocuğa hiç acımadan düşük not vermiş. Kızım gayet güzel okuyup yazıyor şimdi. Bu yüzden onu verdiği notlardan dolayı duyacağı vicdan azabıyla başbaşa bırakıp daha fazla lafı uzatmadan günün geri kalanına geçmek istiyorum. Karneleri aldıktan sonra gidip biraz ablamda oyalandık. Orada sadece nescafe içtim. Sonra eve gelmek için dolmuşa bindim ve o sinirimin üstüne bide dolmuşçu benimle takıştı. Ya sabır diyerek eve geldim ve o sinirle önce meyvalı yoğurdumu sonra da kekimi yedim. Eşim gelince de onunla oturup yoğurtlu kepekli makarna ve bezelye yedim. Bir gün sonra tartıldığımda doğal olarak 1 gr bile verememiştim ama bu moralimi bozamadı. Sabah hep beraber mükellef bir kahvaltı ettik. Sonra kızıma söz verdiğimiz Barbie desenli çantayı almak için kemeraltına indik. Güçlükle yürüyebiliyorduk. Bayram öncesi olduğu için bütün İzmir orada gibiydi. Sonra eve gitmeyi canımız istemedi ve Narlıdere girişindeki Akçaabat köftecisine gittik. Neler yediğimi yazmaya utanıyorum. Rejim iyice gitti çünkü. Eve gelince de meyva ve kuruyemiş yedik. Bugün ise şimdiye kadar sadece 1 küçük kepekli tost yedim ama dayanamayıp 1 kaşık da bal attım ağzıma.Tatlı krizim had safhadaydı çünkü. Bugünü atlatırsam bile bayramda neler olacak bilemiyorum şimdiden. Bayramda yazmaya fırsat bulamazsam diye hepinize şimdiden iyi bayramlar diliyorum :-) (bi de özet yazacaktım di mi?)

Perşembe, Ocak 05, 2006

Kalorisi az demeyin Light diye çok yemeyin

Çünkü uzmanlar ısrarla uyarıyor: Light ürünler beslenme alışkanlığını bozabilir, daha çok yemeye sevk edebilir. Zayıflamak için bu tür gıdaları tüketmeye gerek yok. Light gıdalar yerine yediklerinizi bir birim azaltın daha iyi .

Şişmanlamayı engeller ama...
Doç. Dr. Selçuk Can (Florance Nightingale Hastanesi Endokronoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı)
Light ürünler insülin direncini azalttığı için şişmanlamayı engeller. Kalori oranı düşük olduğu için bu ürünleri tüketen insanların şişmanlama oranı daha düşük. Ayrıca birçok light ürünün lif miktarı fazla olduğu için tokluk hissini de artırır. Bunun da şişmanların tedavisinin yanında hem şeker hastalarına hem de yüksek kolesterollülere faydası vardır. Light gıdalar yeme alışkanlığında değişikliğe sebep olsa da kan şekerini, kan kolesterolünü dengeler. İnsanlar günlük beslenme planlarını gözden geçirerek tükettikleri ve kalorisi yüksek gıdaları, light ürünlerle değiştirmeli. Ancak hormonlu maddelerle üretilenlerden uzak durmalı. Etiketleri dikkatle okumalılar.

Gıdaların etiketleri doğru okunmalı
Fatoş Özcan: (Kadıköy Acıbadem Hastanesi Uzman Diyetisyeni)
Light gıdaların kalorileri düşük ama sıfır değil. Ve insanlar light gıdaların kalorisini sıfır zannederek bol bol yiyor, bu arada da normal kalori alıyor. Light gıdalar, içinde posa varsa doyurur, glisemik indeksleri (kan şekerini çabuk yükselten oranları) daha düşüktür. Ancak kalorileri normal ürünlerden çok farklı değildir. Bu konuda etiket okumayı bilmeliyiz. Glisemik indeksi yüksek gıdalar basit şekerler (şeker, marmelat, reçel, beyaz ekmek, çok pişmiş pirinç, patates, muz, üzüm, incir, kavun, havuç gibi gıdalar) açlığı artırır.

Kişinin beslenme alışkanlığını bozar
Doç. Dr. Sibel Karakaya (Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi)
Normal bir gıda, enerjisi yüzde 25 oranında azaltılırsa light oluyor. Yani bu 4 birim gıda yerine 3 birim tüketmek anlamına geliyor. 'Şişmanlatmıyor' diye de en çok ilgiyi bisküvi görüyor. Light ürün tüketilmesinin sağlık açısından çok fazla bir sakıncası yok. Ancak beslenme alışkanlıklarının bozulması durumunda olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Light gıdaların insülin direncini azalttığı için yeme isteğini daha fazla artırdığı yolunda iddialar var. Ancak bu ciddi bir iddia. Çünkü kişide bir beslenme bozukluğu ortaya çıkarabilir. Ayrıca light gıdaların kilo aldırmadığı konusu ne kadar yenildiğiyle ilgili. 'Nasıl olsa şişmanlatmıyor' düşüncesi obur yapabilir.

Çarşamba, Ocak 04, 2006

BUGÜN BUNLARI YEDİM...


Hepinize Merhaba!
Bu gün yazımı biraz geç yazıyorum çünkü evde değildim.Şimdi geldim ve önce akşam menümü pişirmeye koyuldum sonra da yazımı yazayım dedim.Dünkü menümü bir iki ufak değişiklikle uyguladım ve 500 gr. vermişim.Arada bir elma yiyince akşam menüsünden pilavı çıkardım ve onun yerine çoban salatayı ekledim.Üstüne de light kola içtim.
Bugünkü menüm ise şöyleydi:
Sabah:
40 gr.Yağsız beyaz peynir
2 dilim kepekli tost ekmeği (bunları tost yapıp yedim)
½ domates
½ salatalık
3 adet siyah zeytin (20gr.)

Ara:
Az sütlü nescafe
Bol bol çay
Bol bol su

Öğlen:
10 adet yaprak sarması (ablam yapmış dayanamadım.Ağzım deyince de 10 taneyi birden götürmüşüm.
Şekersiz Türk kahvesi

Ara:
Light kola
Tylol hot

Akşam:
1 porsiyon kabak sarması
1 porsiyon domatesli ve kepekli makarna (tatlıcadı’nın tarifinden)
50 gr.light yoğurt
bakalım yarına kilomda herhangi bir değişiklik olacak mı?
Bugün en az yarım saat yürüdüm bir de...

Salı, Ocak 03, 2006

BU DA BENİM BUGÜNKÜ MENÜM


Merhaba, Ben de sizlerden heveslendim.Bütün gün boyunca ne yediğimi ve ne yiyeceğimi yazacağım.Buyrun bakalım:
Sabah:
40 gr. nesfit
150 ml. light süt

400 ml su

toplam=53 form puan

Ara: 400 ml su
Öğlen: 60 gr hindi köfte (hazır Pınar'ın)
1 adet (72 gr.) kepekli light sandviç ekmeği

1/2 domates

1 light kola

400 ml su

toplam=79 form puan
Bunlar şu ana kadar yediklerim.Bir de yemeği düşündüklerim var:
Ara:
400 ml su
çay/kahve şekersiz

vanilyalı form kek

toplam=17 form puan
Akşam:
400 ml su
fırında çipura 1 porsiyon
2 yemek kaşığı pirinç pilavı (bunun yerine salata da yiyebilirim henüz karar vermedim)

toplam=193 form puan
Bu da günlük 342 puanımı tam olarak dolduruyor.
Ben hergün değişik bir menü uyguluyorum.
Hangisi daha hızlı sonuç verirse onu sürdüreceğim.
Akşamları ailemle birlikte yiyorum.Kendime ayrı bir yemek pişirmiyorum.Onlarınkini de hafif pişiriyorum olup bitiyor:-)

Pazartesi, Ocak 02, 2006

HAFİF VE LEZZETLİ TATLAR

Diyet yapıyoruz diye aç kalacak değiliz ya. Bizim de lezzetli şeyler yemeye hakkımız var. Bu menü hem çok doyurucu hem de çok hafif.Pırasa böreğini özellikle tavsiye ediyorum:-)

Esmer pilav
Malzemeler:
* 1 su bardağı esmer veya beyaz pirinç
* 2 yemek kaşığı zeytinyağı
* 2 yemek kaşığı kuş üzümü

* 1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
* 1 yemek kaşığı keten tohumu
* 2 adet havuç (dişe gelir şekilde haşlanmış, küp doğranmış)
* 1/2 demet maydanoz veya dereotu (kıyılmış)
Yapılışı:
Pirinci bir saat kadar sıcak suda bekletin.Suyunu süzüp bir tencereye alın. Zeytinyağı, kuş üzümü, fıstık ve keten tohumunu da ekleyin. Üzerini 2 parmak geçinceye kadar su koyun ve kısık ateşte pişirmeye başlayın. Suyunu iyice çekmesini bekleyin.Pilavınızı ocaktan indirmeye yakın havuç ve dereotunu da üzerine ekleyin, ancak karıştırmayın. 5 dakika sonra altını söndürün. Servis yapacağınız zaman karıştırın.

*Önemli not: Esmer pirinç, beyaz pirince göre daha fazla vitamin mineral içerir, lif açısından da zengindir. Bu pilava isterseniz deniz ürünleri de karıştırabilirsiniz. O zaman İspanyollar'in paellasına benzer.

Waldorf salatası
Malzemeler:
* 2 sert elma
* 5 adet kereviz sapı
* 4-5 yemek kaşığı yağsız yoğurt
* 1 avuç siyah çekirdekli kuru üzüm
* 1 avuç ufalanmış ceviz
Yapılışı:
Elma ve kereviz saplarını küçük küçük doğrayın. Ceviz, kuru üzüm ve yoğurtla karıştırın.

Elma kabuğundaki pektin nedeniyle vücudu temizleyici özelliği çok yüksek bir meyvedir. Pektinin kolesterol ve kan yağlarını düşürücü etkisi vardır. Bağırsaktaki bakteri dengesini de korumaya yarar. Sindirim sistemi sorunlarında elma hazır doktordur; hem kabızlığa, hem ishale iyi gelir. Kereviz karaciğer dostudur. Siyah üzüm ise kansere ve yaşlanmaya karşı en güçlü bileşiklerle donatılmıştır. Cevizde kolesterol düşürücü, cildi güzelleştirici Omega 3 yağ asitleri bol miktarda bulunur.

Cool salsa
Malzemeler:
* 4 domates (küçük doğranmış)

* 4 baş yeşil soğan
* 1/2 avuç maydanoz (doğranmış)
* 1/2 çay kaşığı chillie tozu veya kırmızıbiber
* 1 diş sarmısak (dövülmüş)
* 1 limonun suyu
* 1 tutam karabiber
Yapılışı:
Tüm malzemeyi karıştırın ve buzdolabında soğutun. Küçük kaplarda yanında dilimlenmiş salatalık, havuç, kereviz saplarıyla sunun.

Light Tiramisu
Malzemeler:
* 2 katlı hazır kakaolu kek
* 200 ml yağsız süt
* 2 yumurta sarısı
* 1 yemek kaşığı un
* 1 kutu light labne peynir
* 2-3 yemek kaşığı neskafe
* 3 yemek kaşığı esmer şeker veya fruktoz (meyve şekeri)
* Kakao
Yapılışı:
İki katlı keki ayırın. Birini servis yapacağınız düz büyük bir pasta tabağına, diğerini de yine düz bir tabağa yerleştirin.Büyükçe bir kasede neskafe ve l kaşık fruktozla sıcak suyu karıştırın, soğumaya bırakın. İyice soğuyunca kekin iki parçasını da ıslatın. Soğumadan dökerseniz 2 kek kalıbı farklı genişliyor, dikkat!

Diğer tarafta bir tencerede süt, un, yumurta sarıları ve 1-2 kaşık fruktozu karştırarak orta ateşte muhallebi gibi pişirin. Altını söndürün.Bu karışım biraz ılıdıktan sonra içine labne peyniri ekleyip çatalla veya karıştırıcıyla çırparak iyice karıştırın.Servis tabağınızdaki kek parçasının üzerine bu pudingin yarısını dökün ve iyice yayın. Kekin diğer yarısını da üzerine kapatın. Eğer neskafeli karışımınızdan biraz arttırdıysanız üzerine gezdirip, ardından pudingin kalanıyla tamamen kaplayın.Servis tabağının yanlarına dökülenleri temizleyin. Spatulayla kekinizin üzerini düzleştirin. Ve buzdolabında en az 4-5 saat dinlendirin.Servisten hemen önce büyük, ince telli bir süzgecin üzerinden geçireceğiniz kakaoyla tüm kekinizi kaplayın. Kakakoyu servis tabağınızın yanlarına taşırın. Üzerini badem ezmesinden yapılmış süslerle donatabilirsiniz.

Pırasa böreği
Malzemeler:
* 750 gr. pırasa
* 2 haşlanmış patates rendesi
* 1 yumurta veya 2 yumurtanın akı
* 1 su bardağı light kaşar rendesi
* Baharat
* Çöreotu
Yapılışı:
Pırasayı halka halka doğrayın ve iyice haşlayın. Haşladıktan sonra süzüp sulu kalmaması için iyice sıkın.Çöreotu dışında malzemenin tümümü karıştırın.Sıvı yağla yağlanmış cam kaba dökün. Üzerine çöreotu serpip fırına verin. 200 derecelik fırında 40-50 dakika pişirin.

Hepinize afiyet olsun!!

EVET YAPTIM VE ÇOOOOKKK PİŞMANIM!!!

Yani yılbaşı gecesi dayanamayıp rejimi bozdum. Aslında çok iyi gidiyordu.Hafta sonu olmasına rağmen kahvaltıyı bir kepekli simitle atlatmayı başardım. Eşimle bir tek hafta sonları beraber kahvaltı etmeye fırsat bulabildiğimiz için bu kahvaltılar genelde şölen havasında geçer.Tabiri caizse bir tek kuş sütü eksik olur soframızda ve zaman zaman dostlarımızda eşlik eder bizlere.Bu hafta sonu da pek farklı olmadı ; yine eşim bir sürü bol kalorili ve iştah açan şeyler alıp getirdi ve sofraya koymak zorunda kaldım.Kızım ve eşim iştahla atıştırırlarken ben önümdeki kepekli simiti kemirip durdum yan gözle de onlara bakıyordum. Diğer öğünlerimde de diyeti bozmadım.Hatta akşam yemeğimi de diyetime uygun bir şekilde yedim.Eşim ve kızım abur cubur yemeyi tercih ederek bana katılmadılar. Sonra tv karşısına geçtik ve onların atıştırma faslı başladı.Neler yoktu ki onların menüsünde ; çikolatalar, kremalı bisküviler, mısır cipsleri,meyva suları, çeşit çeşit gofret ve şekerlemeler.Kızım her yediğinden bana da tattırmaya çalışıyordu ama ben nazik bir şekilde :”Ben rejimdeyim anneciğim sağol sen ye” diyordum. Sonra eşime kuruyemiş doldurmak için mutfağa girdim ve ne olduysa ondan sonra oldu.Önce bir adet fıstıkattım ağzıma sonra da bir avuç kuruyemişten ne çıkar ki bugün yılbaşı diyerek miktarı artırdım. Ve büyü bozuldu.Ondan sonra kendi kendime dedim ki:”Senede bir gün yılbaşı oluyor boşver ye gitsin”.Sonra da canımın çektiği ne varsa yedim.Aslında karnım hiç aç değildi ama abur cuburlar çok lezzetli görünüyordu ve oturduğum müddetçe atıştırdım.
Ertesi sabah uyandığımda “yapmasa mıydım acaba?” diye düşündüm ama artık çok geçti. Pazar günü de tartıya çıkmadım ve çok kaçırmamak kaydıyla o günü de serbest bırakmaya karar verdim.
Bugün Pazartesi ve nihayet tartıldım.Yaklaşık 600 gr. almışım. Neyse bugün yeniden girdim diyete ve bu sefer uzun süre bozmamaya kararlıyım inşallah!

Cumartesi, Aralık 31, 2005

HEPİNİZE MUTLULUK ,BAŞARI VE ŞANS DOLU YEPYENİ BİR YIL DİLİYORUM...!!!


Sitemi ziyaret eden herkese
Mutlu yıllar diliyorum.
Bütün hayallerinizin 2006'da gerçekleşmesi dileğiyle...!
İyi bloglamalar!

Cuma, Aralık 30, 2005

EN SAĞLIKLI 60 BESİN MADDESİ VE YARARLARI

BESİNLER

NELERİ İÇERİYOR? NEYE YARIYOR?

ELMA


Pektin, Bioflanovoid, C
vitamini

Kolesterol düzeyini
düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.


ENGİNAR

Cynarin, bol miktarda B ve
C vitamini


Kan şekerini düzenliyor. C
vitamini kalbi güçlendiriyor.

AVOKADO


Doymamış yağ
asidi

Kalp ve kan dolaşımı için
birebir. Kansere karşı koruyucu


MUZ

Potasyum, B6 vitamini,
Serotonin, Magnezyum


Rahatlatıyor ve uyumaya
yardımcı oluyor.

FASULYE


Demir, Kalsiyum, B ve C
vitamini, Protein

Kan ve hücre yapımına
yardımcı oluyor.


BROKOLİ

Magnezyum, A
ve C vitamini, Potasyum


Kansere karşı
koruyor, kasları güçlendiriyor.

ESMER
BUĞDAY


Lysin,
Lezithin

Beyni ve
sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.


MANTAR

Sodyum, Potasyum, Kalsiyum,
Magnezyum


Kasları güçlendiriyor, saç
ve tırnakları besliyor.

ACI MARUL


Yaşamsal önem taşıyan
maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor

Yağ metabolizmasını
düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.


BEZELYE

Bitkisel
protein, Magnezyum


Kolesterol
düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.

ÇİLEK


C vitamini,
Kalsiyum, Potasyum

Bağışıklık
sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.


REZENE

C vitamini,
Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum


Öksürüğü
önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.

KÜMES
HAYVANLARI


Protein,
Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko

Baş ağrısı
sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.


GREYFURT

Folikasit, C
vitamini


Kan basıncını azaltır, kan
yapımını artırır.

YULAF


Karbonhidrat, Demir,
Magnezyum, B vitamini

Enerji sağlıyor, kas
kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.


KUŞBURNU

Likopen, C ve E vitamini,
Demir


Soğuk algınlığı ve gribe
karşı önleyici etkiye sahip.

RİNGA
BALIĞI


Omega3 yağ
asidi, Sodyum, Potasyum

Damar
sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.


AHUDUDU

C vitamini,
Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit


Virüs ve
bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.

MÜRVER


Potasyum, B1 vitamini, C
vitamini

Terleten ve öksürüğü
azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.


YOĞURT

Kalsiyum, Riboflavin, B12
vitamini


Bağırsak kanserine karşı bağışıklık
sistemini güçlendiriyor.

FRENK
ÜZÜMÜ


C vitamini,
Niasin, Kalsiyum

Sinir ve
bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.


PEYNİR

Protein, Sodyum, Potasyum,
Kalsiyum


Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri
koruyor.

HAVUÇ


A vitamini,
Selenyum

Sperm
üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.


PATATES

Mieraller, C
vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum


Kansere karşı
koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.

KEFİR


Asit laktik, Asit laktik
bakterileri

Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza
iyi geliyor.


KİVİ

C vitamini,
Karotionid, Flavonoid


Zayıflatıyor,
bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SARIMSAK


Quercetin, Ajoene ve
Allisin

Kansere karşı bağışıklık sistemini
güçlendiriyor.


SOM BALIĞI

Omega3 yağ asidi ve D
vitamini


Kemikleri güçlendiriyor,
meme kanseri riskini azaltıyor.

PIRASA


Allisin, Çinko, Manganez,
Selenyum

Kan basıncını düşürüyor,
kalbi ve damarları güçlendiriyor.


MERCİMEK

Çinko ve
Aminoasit


Yorgunluğu gideriyor,
strese karşı etkili

MISIR


Çinko, Magnezyum ve B
vitamini

Stresle savaşıyor, bağırsak
kanserini önlüyor.


USKUMRU

Omega3 yağ asidi, D, B6-B12
vitaminleri ve İyot


Kan basıncını düşürüyor,
moral yükselten etkiye sahip

MANGO


A ve B vitamini, Çinko

Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm
yeteneğini artırıyor.


DENİZ
BİTKİLERİ

Omega3 yağ
asidi, Pantothenik asit


Kolesterol
düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.

SİYAH TURP


C vitamini, Kalsiyum, Potasyum,
Demir

Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını
güçlendiriyor.


KAVUN

Mahnezyum,
Potasyum ve Kalsiyum


Vücuttaki su
düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.

SÜT


Kalsiyum, D, A ve B2
vitaminleri

Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak
kanserine karşı koruyor.


PEYNİR SUYU

Sodyum, Potasyum, Kalsiyum,
Laktik asit bakterileri


Sindirim sistemi
şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.

CEVİZ, FISTIK, FINDIK


B ve E vitamini, Çinko,
Demir

Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi
azaltıyor.


ZEYTİNYAĞI

Doymamış yağ
asidi, E vitamini


Kötü huylu
kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor

PORTAKAL


B ve C
vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum

Vücuttaki
fazla suyun atılmasını sağlıyor.


PAPAYA

Karotinoid, Enzimler, C
vitamini


Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi
azaltıyor

YEŞİL-KIRMIZI
BİBER


Capsaicin, A ve
C vitamini, Çinko

Baş ağrısı ve migrene karşı
koruyucu etkiye sahip


ERİK

Potasyum,
Demir, B vitamini


Vücuttaki
fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.

KIRILMAMIŞ PİRİNÇ


Protein, Potasyum, Kalsiyum,
Magnezyum

Mide anması ve gaza karşı etkili..
Vücuttaki fazla suyu atıyor.


RAVENT

Magnezyum,
Manganez, Kalsiyum, B vitamini


Sağlıklı
kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.

DANA
ETİ


Demir,
Protein ve Potasyum

Soğuk
algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye
sahip.


LAHANA TURŞUSU

Laktik asit bakterileri ve B12
vitamini


Tümör oluşumunu önlüyor.

KEREVİZ


Potasyum,
Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum

Kabızlık, mide
ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.


SHIITAKE MANTARI

Lentinan, D vitamini


Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser
oluşumunu engelliyor.

SOYA


Yağ, E vitamini ve Protein

E vitamini hücreleri koruyor, kanser
riskini azaltıyor.


ISPANAK

A vitamini,
Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez


Sinirleri
güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.

TOFU


Protein, Potasyum, Kalsiyum,
Magnezyum

Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu
için önemli.


DOMATES

Likopen,
Folikasit, Tyrosin


Likopen kansere
karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.

TON BALIĞI


Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum,
İyot

Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir
hücrelerini koruyor.


KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR

Magnezyum, Karbonhidrat, B
vitamini


Enerji sağlıyor, stresi
azaltıyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ
BUĞDAY


B vitamini,
Demir ve Magnezyum

Bacak
kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini
azaltıyor.


KIRMIZI
ÜZÜM

Phyto-östrojen,
Potasyum, Kalsiyum


Yüksek tansiyona
karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor

BEYAZ-KIRMIZI
LAHANA


C vitamini, az
oranda B vitamini, Kalsiyum

Bağışıklık
sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.


LİMON

C vitamini ve
Glucarate


Bağışıklık sistemini
güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor.







Salı, Aralık 27, 2005

YENİDEN DİYETE BAŞLADIM BU SEFER ÇOK KARARLIYIM:-)

Pazartesi günü yeni bir diyete başladım .Daha önce yaptığım kalori hesaplı diyetlere benziyor ama bu sefer ben tek tek yediklerimi ajandama kaydedip yorulmuyorum.Besinlerin kalori değerlerini bulacağım diye etrafı alt üst de etmiyorum.Peki ne mi yapıyorum bunun yerine?.Söyleyeyim.http://www.formdakal.com/ sitesine giriyorum.Günlüğüme tıklıyorum ve günlük almam gereken öğünleri ve form puanlarını görüyorum.İstediğim öğünleri istediğim gibi değiştiriyorum.Diyetisyenim beni yanlış girdiğim veya o günlük limitimi aştığım zaman uyarıyor.İstersem light tarifler bölümünden tarif seçip onları da pişirip yiyebiliyorum.Ben çok memnun kaldım bu siteden sizlere de önereyim dedim.Tek yapmanız gereken kilo-boy bilgilerinizi girmek; onlar sizi yönlendiriyor.Bir haftanın sonunda verdiğiniz kiloya bakarak aynı diyete devam edebilir veya yeni bir diyet seçebilirsiniz.Bir haftanın sonunda kaç kilo verdiğimi yine buradan sizlere duyurmaya çalışacağım.
Hepinize sağlıklı günler:-)

Cumartesi, Aralık 24, 2005

BIRAZ SPOR IYI GELIR!!

Hadi çalıştırın bedeninizi!
Zinde kalmak ve güzel bir vücuda sahip olmak için düzenli egzersiz şart. Bunun için her gün spor salonlarına taşınmanız ve saatlerinizi harcamanız da gerekmiyor. İşte size evinizde kolayca uygulayabileceğiniz bir çalışma programı. Ama sakın unutmayın, çalışmalarınızdan sonuç alabilmek için hareketleri doğru olarak yapmalısınız.
Başlangıç için ikişer kiloluk ağırlıklar kullanmanız yeterli. Öncelikle resimleri dikkatle inceleyin. Nefesinizi hareketlere başlamadan önce alın, hareketi uygularken verin. Her zaman karnınız içerde ve sırtınız dik olsun. Egzersizlerin herbirini 10-15 kere tekrarlayın.
İşte omuz, kol ve sırt gibi üst bedeninizi çalıştıracak egzersizler:
Image hosted by Photobucket.com
01. Omuzlar için:
Ağırlıkları her zaman yere paralel tutun.Kollarınız omuz hizanızı geçmesin.
Image hosted by Photobucket.com
02. Omuzlar için:
Bileklerinizi bükmeyin.Ağırlıkları kaldırırken uzanabildiğiniz kadar yukarı uzanın.

Image hosted by Photobucket.com 03. Omuz ve göğüsler için:
Dirsekleriniz omzunuzla aynı hizada olsun.

Image hosted by Photobucket.com 04. Sırt için:
Gövdeniz bacaklarınızla 90 derecelik açı yapacak şekilde durun.Sırtınız dümdüz olsun.

Image hosted by Photobucket.com 05.Ön kol için:
Kolunuzun omuzdan dirseğe kadar olan bölümünü gövdenize yapışık tutun.

Image hosted by Photobucket.com 06. Ön kol için:
5 numaralı egzersizin hemen hemen aynısı olan bu egzersiz için de aynı uyarı geçerli.


Image hosted by Photobucket.com 07. Arka kol için:
Gövdeniz yere paralel, sırtınız düz, üst kol vücudunuza yapışık olsun.Bu egzersizi önce bir kolunuzla yapıp, sonra diğer kolunuzla tekrarlayınız.
Image hosted by Photobucket.com 08. Bel için:
Kollarınızı aşağı doğru serbest bırakın.Hareketi yaparken eğilebildiğiniz kadar çok eğilin.

Hadi bakalım hepinize kolay gelsin!

Salı, Aralık 20, 2005

DİYET YAPANLAR İÇİN MOTİVASYON SİTELERİ


Merhaba Diyet Tutkunları!
Sizlere 3 site tanıtmak istedim.Eğer benim gibi diyet yapıyor ve motivasyona ihtiyaç duyuyorsanız bu siteler tam size göre.
1.site:Diyet Kardeşliği:
Eğer diyetle ilgili bir siteniz varsa bu siteye ekleyebilirsiniz.Ben de sitemi yeni ekledim .Böylece birçok insan sitenizden haberdar olabilecek ve kendiniz gibi diyet yapan ve aynı konularda yazan insanlarla tanışabileceksiniz.Yani bir nevi diyet kardeşlerinizle tanışabileceksiniz.


Tanıtacağım 2.site: İnceldikçe:
Bu site Diyet kardeşlerinin bir nevi buluşma noktası diyebiliriz.Diyet kardeşliğine üye olan herkes bu sayfaya girip kaç kilo verdiğini , hedeflerini v.b. ni yazabilir.Diyet kardeşlerinin sohbet ortamı gibi birşey.




3.Ve son site ise:DK-Ölçümler

Bu site de yine Diyet Kardeşleri için kurulmuş. Bu siteye girip şu anki ölçülerinizi ve ulaşmak istediğinizi yani hedeflerinizi belirtebilir ve diğer diyet kardeşleriyle payşlaşabilirsiniz.
Bence eğer diyet yapmakla ilgileniyorsanız bu siteler ilginizi çekebilir.Bir girip incelemekte yarar var.Resimlerin üzerine tıklayarak sitelere ulaşabilirsiniz.Ayrıca link isteyenlere gönderebilirim:-)


Cumartesi, Aralık 17, 2005

LEZZETLI VE DÜŞÜK KALORİLİ TARIFLER

Merhaba,
Diyet yaparken tatlı yemek istiyorsanız bu düşük kalorili tarifler tam size göre:

Vanilyalı waffle

Malzemeler
6 çorba kaşığı tereyağı
250 ml tam yağlı süt
160 gr un
3 paket vanilya
4 yumurta
3 - 4 adet sert elma
2 - 3 çorba kaşığı limon suyu
4 çorba kaşığı tozşeker
4 çorba kaşığı elma suyu
1 çorba kaşığı pudra şekeri ayrıca Waffle yapmak için ızgara


Hazırlanışı
Bir tavada 3 çorba kaşığı tereyağını eritip süt, un, vanilya ve yumurtalarla karıştırın. Waffle' ın yumuşak olmasını istiyorsanız yumurtaların aklarını ve sarılarını ayırın. Yumurta aklarını köpürünceye kadar çırpın ve en son olarak karışıma ilave edin. Waffle ızgaralarını yağlayın. Arka arkaya altın sarısı renginde waffle pişirin. Bu arada elmaları soyup dörde bölüp çekirdeklerini ayıklayın ve dilimleyin. Dilimlere limon suyu damlatın. Şekeri bir tavada kahverengileşince kadar pişirin. Şeker erirken karıştırmayın. Kalan tereyağı, elma ve elma suyunu ilave edin. Şeker tamamıyla eriyince kadar dikkatlice ve yavaşça karıştırın. Elmalar ve şeker tamamen harmanlanana kadar karıştırmayı sürdürün. Vanilyalı waffel' lara pudra şekeri serpin ve elmalarla birlikte servis yapın.

Afiyet olsun!

Ballı Waffle (2 kişilik)
Tek kişilik:250 kalori,3 gr. yağ
Hazırlama Süresi:15 dk.


Malzemeler
2 waffle
4 yemek kaşığı labne peyniri (light)
4 yemek kaşığı portakal suyu
2 yemek kaşığı bal
2 tatlı kaşığı rendelenmiş portakal kabuğu
2 portakal dilimi



Hazırlanışı

1-waffle'ları hazırlayın.
2-Labne peynirini portakal suyu ve balla iyice karıştırın.
3-Waffle'ların üzerine labne peynirini sürün.Ardından üzerini portakal dilimleri ve kabukları ile süsleyin.

Chesee Cake Diyet

Hazırlama süresi: 45 dakika
Kalori değeri: 55 kcal (kişi başına)
(5 kişilik)
250 gr beyaz light krem peynir,
50 gr esmer toz şeker,
2 adet yumurta,
1/2 adet limon rendesi,
orman meyveli dondurma,
bir miktar frambuaz
1 paket bisküvi kırıntısı.
Hazırlanışı
Beyaz krem peyniri yumuşayıncaya dek mikserde çırpın. Üzerine şeker ve yumurta ilave edin. 25 santimlik çemberin altına bisküvi kırıntılarını döşeyin. Hazırladığınız karışımı kalıbın içine dökün. Ardından 160 derece ısıttığınız fırında 25-30 dakika pişirin. Keki minik yuvarlaklar halinde kesin. Frambuaz sos ve orman meyveli dondurmayla servis edin.

Perşembe, Aralık 15, 2005

ISTE VUCUDUYLA GORENLERI SASIRTAN HEIDI KLUM'UN DIYETI


Vücuduyla görenleri şaşırtıyor
Bir çok anne için doğumdan sonra fazla kilolardan kurtulmak adeta kabus haline gelir ama ünlü model Heidi Klum, harika fiziğiyle bu kanıyı yıkıyor. 12 Eylül'de oğlu Henry Günter'i doğuran güzel model, doğumdan sadece 2 ay gibi kısa bir süre sonra çıktığı Victoria's Secret defilesinde muhteşem fiziği ile herkesin beğenisini kazandı.

Gisele Bündchen, Tyra Banks gibi ünlü modellerin yer aldığı defilede incecik vücudu ile Klum, meslektaşlarına taş çıkarttı. Defilede sahne alan ünlü şarkıcı Ricky Martin, Heidi Klum'u görünce şaşkınlığını gizleyememiş ve "Onun iki ay önce doğum yaptığına inanmak çok zor, inanılmaz görünüyor" demişti. Doğumdan sonra ünlülerin spor hocası David Kirsch ile çalışmaya başlayan Heidi Klum, sabahları spora nefes egzersizleri ile başlıyor. Daha sonra esneme hareketleri ve yoga yapan ünlü model, öğlenleri 45 dakika kardio egzersizleri yapıyor. Yürüyüş bandında koşan güzel model, bazen de Franklin Kanyo'nun da uzun yürüyüşler yapıyor.
SEAL SPOR DELİSİ
Ekmekten uzak duran Klum, eşinin tam bir spor delisi olduğunu belirtiyor. "Bana sürekli 'Spor yaptığında kendini harika hissetmiyor musun?' diye soruyor. Oysa ben koltukta oturduğum zaman kendimi harika hissediyorum" diyor Klum.
Heidi'nin Diyet Programı
* Sabahları 180 kalorilik tok tutan protein içeren özel içecek
* Öğlene doğru 4 yumurtanın beyazından sebzeli omlet
* Öğlen zeytinyağlı brokoli, yanında yağsız tavuk ve bol salata
* Ara öğün olarak çiğ 10-12 adet badem
* Akşam yeniden tok tutan proteinli içecek veya yağsız hindi

Cumartesi, Aralık 10, 2005

Diyetin yeni gözdesi: Müsliler


Tahıl, kurutulmuş meyve ve yemişlerle hazırlanan müsliler, değişen beslenme alışkanlıkları içinde özellikle diyet yapanların ve kahvaltıya vakit ayıramayanların tercihi oluyor. Uzmanlar, Müslilerin sütle karıştırılarak tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahide Yağmur, B grubu vitaminler, kalsiyum ve demir içeren müslilerin, sütle karıştırılarak tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Yağmur, bir kase süt içine bir yemek kaşığı ölçüsünde karıştırılacak müslinin, yulaf, kepek gibi tahılları içermesi ve posalı yapısı nedeniyle özellikle boşaltım sistemine bağlı sağlık sorunlarının çözümünde katkısı ve kolesterol düşürücü özelliği olduğunu söyledi.

Müslinin tokluk hissi vermesi nedeniyle özellikle diyet yapanların tercihi olduğunu belirten Prof. Dr. Yağmur, “Sabahları kahvaltıya vakit ayıramayanlar, çok kısa sürede hazırlanan bu besini tüketebilir ve güne aç başlamamış olurlar” dedi.

Çocuklarda ise tür hazır gıdalar yerine, kahvaltılıkların tercih edilmesi gerektiğinin altını çizen Yağmur, “Gelişme çağındaki çocuklar, mutlaka protein ve vitamin alabilecekleri peynir, yumurta gibi kahvaltılık ürünlerle beslenmelidir” diye konuştu.

13 DK.DİYETİ


İngiliz beslenme uzmanı Norah Lane’in ‘13 Dakika’ diyeti, aç kalmadan kilo vermek isteyenlerin gözdesi olacağa benziyor. Diyetin püf noktası, ana öğünler dışında, her 13 dakikada bir küçük şeyler atıştırarak metabolizmanın canlı tutulması.
Böylece metabolizma, hiç durmadan sindirme faaliyetine devam ediyor ve yağ yakıyor. Bu diyetle bir ayda 2 kiloya kadar zayıflanabileceğini söyleyen Norah Lane, ‘Yağ yakmak için metabolizmayı hızlandırmak gerekir. Devamlı bir şeyler yendiğinde metabolizma bunları sindirmek için daha hızlı çalışacak ve yağ yakacaktır. Ancak ana öğünler dışında yediklerimizin kalorili şeyler olmaması gerekiyor. Örneğin pişmemiş sebze, bir kaşık yağsız peynir olabilir’ diyor.

KİLOLARI ATMANIN 30 YOLU





Diyet yapmadan kilo vermenin 30 yolu

Ev işleri yapın: Süpürmek, ütü yapmak, bulaşık yıkamak gibi..

Özel yiyecekler yemeden, spor salonuna gitmeden ya da çok büyük çabalar sarf etmeden kilo vermek mümkün mü? Amerika'da çıkan, Diana Ironz imzasını taşıyan "Kolay güzellik sırları" adlı kitaba göre bu mümkün. İşte kilo vermenin basit fakat etkili 30 yolu:

1- Yemekten önce su içmeyi alışkanlık haline getirin: Bu size doygunluk hissi verir ve daha fazla yemek yemeğinizi engeller.

2- Porsiyonlarınızı yavaş yavaş küçültün.
3- Kendinize çok sevdiğiniz bir kıyafet alın ve onun içine girmeyi hedefleyin.

4- Japonya'daki Kyoto Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre yemeklerde kullanılan zencefil, arnavutbiberi ve biber yağların yüzde 25 daha hızlı yakılmasını sağlıyor.

5- Düzenli uyuyun. Amerika'daki Chicago Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre düzenli uyku uyuyan kadınların metabolizması yüzde 40 daha hızlı çalışıyor.

6- Alışverişe mümkün olduğunca yürüyerek gidin.

7- İçki içmeyi bırakın.

8- Karanlıkta oturmayın. Çünkü bilimadamlarına göre karanlık ortamlar insanları daha çok yemek yemeye teşvik ediyor.

9- Kahvaltıyı atlamayın. Böylelikle öğlen daha az acıkmış olursunuz.

10- Canınız tatlı istediğinizde daha az kalorili olanları tercih edin.

11- Mutsuz olduğunuz zaman sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyin. Bu sizin yemeye yönelmenizi engeller.

12- Oturacak bir yer bulana kadar yemek yemeyin.

13- Yeşil çay iç

Perşembe, Aralık 08, 2005

TAŞ DEVRİ DİYETİ


Taş devri diyeti

Bundan binlerce yıl önce çetin yaşam şartları yüzünden insanoğlunun sahip olduğu beslenme alışkanlıklarını, bugün dünyada sürdüren 84 kabile varmış.

Uzmanlara göre bu kabilelerin bireyleri bizlerden çok daha inceymiş. Göz ve dişleri mükemmelmiş... Hatta kanser, kalp hastalığı, depresyon, şizofreni, yüksek tansiyon ve felç nedir bilmiyorlarmış... Uzmanlara göre ise işin sırrı binlerce yıl öncesinin mağara adamı diyetinde saklı.

İnsanoğlunun en büyük derdi uzun yaşam. Ama sağlıklı ve kaliteli bir uzun yaşam tabii ki. Bunun sırrının yediklerimizde, soluduğumuz havada ve içtiğimiz suda yattığını hepimiz biliyoruz. Ama bazı bilim adamları, yağlardan uzak durmaktan, bol sebze yemekten çok farklı öneriler getiriyorlar bize. Tuhaf gelebilir ama "taş devri" olarak bildiğimiz dönemin insanlarının yediklerini bize yedirmeye çalışıyorlar. Nedeni ise basit.. Tüm toplumlarda aşağı yukarı aynı oranda var olan kanser, şişmanlık, kalp ve damar hastalıkları ve şizofreni gibi rahatsızlıkların, bu şekilde beslenmeye devam eden yerli kabilelerde görülmediğini fark etmişler. Neden bu hastalıklar onlarda yok? Yedikleri bir şeyden mi, yoksa yemediklerinden mi? Merak etmemek elde değil, ne de olsa söz konusu uzun ve sağlıklı yaşam...

Önerimiz, burada size ana hatlarını anlatacağımız Mağara Adamı diyetini bir okumanız.. Vejetaryenler karşı çıkacaklardır ama zaten bu konuda iki uç taraf tartışmalarını sürdürmekte. Seçim sizin.

Beğenin, uygulayın ya da öğrenmiş olmakla kalın ve uygulamayın. Bu diyete Paleolitik Çağ diyeti, Taş Devri Diyeti gibi isimler de verilmiş ama hepsi aynı aslında. Şunu belirtelim ki, bu beslenme biçimi sadece kilo vermek amaçlı ortaya atılmış bir rejim değil. Geçerliliğini ve sonuçlarını araştırmak için ciddi bilim kuruluşları ve üniversiteler araştırmalar yürütmüşler ve günümüzde zararlı olduğuna inandığımız et ve içerdiği yağların bize

Taş devri diyetinin kuralları

Yeterince merak ettiniz herhalde, nasıl ben de böyle sağlıklı ve ince olabilirim diye? İşte Paleolitik (Taş Devri) diyetinin ana hatları

* İnsanların genetik yapısı bazı gıdalara hazır ama bazılarını yemek üzere programlanmamış. Örneğin; inek sütü. Buzağılar için ideal ama insan için yeterli yağ (Omega yağları) içermiyor ve beyin gelişimi için yetersiz.

* Kimyasal olan her şey, koruyucu ve raf ömrü uzatıcı maddeler, renk vermek için kullanılan gıda boyaları kesinlikle taş devrinin beslenme programında yok.

* Kafein ise tarihin çok daha ileri çağlarında keşfedilmiş, yine uzak durulacaklar listesinde.

Asla yenmeyecekler

* Tuz ve şeker insanların beslenmesine sonradan eklenen ürünler
* Fasulye cinsleri (kuru, taze hiçbir türü).
* Patates.
* Buğday, arpa, mısır gibi tahıl ürünleri (un ve undan yapılabilen makarna, ekmek gibi tüm ürünler dahil). Toksinleri pişirme yolu ile yok ettiğimiz gerçek ama maalesef hepsini değil. Bir miktar kalarak vücudumuzda birikmeye neden olmaktaymış. Ayrıca yukarıdaki gıdaları yemeyi başaran insanoğlu bir anda aldığı kalori miktarını ikiye katlayarak şişmanlık sorununun yolunu açmış. Karbonhidrat ve glisemik indeksleri çok yüksek. Hem kilomuzun ideal olması hem de toksin almamak için uzak durulması şart gıdalar bunlar.
* Süt ve süt ürünleri.

Yenilecekler

* Et, tavuk ve balık.
* Yumurta.
* Meyve.
* Sebze (özellikle yer altından çıkan kereviz, havuç gibileri faydalıymış ama patates değil tabii ki).
* Çerez çeşitleri (cashew ve yer fıstığı hariç). Badem, ceviz öneriliyor.
* Çilek, böğürtlen ve dut çeşitleri.

Özellikle fazla yenilmesi önerilen ürünler

* Kök sebzeleri (havuç, şalgam, yabani havuç, yer elması).
* Sakatat (özellikle ciğer ve böbrek).

Pek çok kişi bunları yemekten pek hoşlanmayabilir ama eğer seviyorsanız, bu diyete göre son derece faydalı ürünler arasında yer alıyorlar. Bu diyeti uygulamak için yavaş bir geçiş dönemi öneriliyor çünkü birden vücudunuza giren vitamin oranı dramatik bir şekilde yükselecek ama toksinler de aynı oranda düşecekler. Yaşantımızda bol karbonhidrat almaya alışık olduğumuzdan sadece kahvaltıda kaldırmakla işe başlamamız tavsiye ediliyor. Karbonhidratları tamamen ve aniden kesmek kendimizi iyi hissetmememize neden olabilirmiş diye de uyarılıyoruz. Uzmanlar ilk 3 gün, sabah kahvaltısını değiştirmekle yetinmemizi öneriyor. Nedenleri ise; hem bu öğünün diyete en ters düşen alışkanlıklarımızdan meydana gelmesi, hem de genelde evde kahvaltı edildiğinden en kolay değişiklik yapılabilecek öğün olması.

Bu diyette yağlar en hassas konu. Omega 3 alımımızı artırmamız ama Omega 6 alımımızı azaltmamız gerekirken, modern diyetler ile tersini yapar olmuşuz. Bu yüzden kapsamlı bir şekilde bu diyeti uyguladığımızda, vücudumuzun ihtiyacı olan oran ve kalitede gerekli yağları almamız sağlanıyor. Ve unutmayın; et doğal şekilde ot ile beslenen hayvandan gelmeli. Hormon dolu yemle beslemişse diyetin hiç bir anlamı kalmıyor. Taş devri insanı sağlığını yediklerine, hareketli yaşam tarzına ve çevresinin tertemiz olmasına borçluydu ama duymadık demeyin. Son diyet çılgınlığı bu. Anlaşılan o ki, moda olmakla kalmamış çünkü çok sayıda araştırma bu fikri destekliyor. Ne kadar uygulanabilir bilemem ama "yaparım" derseniz, denemeye değer.

Kaynak : Cosmopolitan